Islah edilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.
A‘râf 7/56, Kur’an Yolu Meali
Emanet bilinci
Kur’an, insanı yeryüzünde halife kılındığını bildirir. Halife, kendi mülkünde dilediğini yapan biri değil; kendisine bırakılanı gözeten kişidir. Bu kavram, çevreyle kurulan ilişkinin çerçevesini belirler.
Mülk sûresinde, yeryüzünün insanın kullanımına verildiği bildirilir ve hemen ardından dönüşün Allah’a olduğu hatırlatılır. Kullanım hakkı verilmiştir; ancak hesabı sorulacaktır.
Bu bakış, çevreyi korumayı bir duyarlılık meselesinden çıkarıp bir sorumluluk hâline getirir. Emanet kavramı, hem bugünkü canlıları hem sonraki nesilleri kapsar.
Kaynaklarda yeryüzünün mescid kılındığı bildirilir. Bu ifade, çevreyi kirletmenin ibadet mekânını kirletmekle aynı çerçevede değerlendirilebileceğini gösterir. Temizliğin imandan sayıldığı bir dinde, kirletmek yalnız bir görgü meselesi değildir.
Tebliğ dersiPaylaşma ve Çevre SorumluluğuÇevre bilincini ve tüketim ölçüsünü kısa bir dersle öğren.Fesat çıkarma yasağı
A‘râf sûresindeki âyet, düzeni kurulmuş bir yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayı yasaklar. Müfessirler bu yasağı geniş yorumlar: Ahlâkî bozulma kadar tabiatın dengesini bozmak da bu kapsamdadır.
Rûm sûresindeki âyet ise bugünkü tartışmaya doğrudan konuşur: İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu. Sebep, doğrudan insan davranışına bağlanır.
Bu âyetlerin ortak vurgusu şudur: Yeryüzündeki bozulma kaçınılmaz bir kader değil, davranışın sonucudur. Sonuç davranışa bağlıysa, düzeltme de mümkündür.
Savaş hukukunda bile ağaçların kesilmemesi ve ekinlerin yakılmaması emredilmiştir. Hz. Ebû Bekir’in orduya verdiği talimatlarda bu maddeler açıkça yer alır. En sert şartlarda bile korunması istenen bir şey, barış zamanında evleviyetle korunur.
Su ve israf
İslâm’da israf, bolluk hâlinde bile yasaktır. Peygamberimizin akarsu kenarında abdest alan birine “bu israf da ne?” diye sorduğu ve akarsuda bile israf edilmemesi gerektiğini bildirdiği rivayet edilir.
Bu rivayet, israfın yalnız kıtlıkla ilgili olmadığını gösterir. Kaynağın bol olması, ölçüsüz kullanmayı meşrulaştırmaz. Su, elektrik ve yiyecek için aynı ölçü geçerlidir.
Kur’an, yiyip içerken israf edilmemesini emreder ve israf edenlerin sevilmediğini bildirir. Bugün gıda israfının ulaştığı boyut düşünülürse, bu emrin güncelliği açıktır.
Su konusunda bir başka ölçü de paylaşımdır. Kaynaklarda su, ateş ve otlak gibi ortak kaynaklarda herkesin hakkı bulunduğu belirtilir. Bir kaynağı tek başına tüketmek ya da başkasının erişimini engellemek, yalnız israf değil aynı zamanda hak ihlâli sayılır.
İlgili blog yazısıİsraf nedir?İsrafın tanımını ve gündelik hayattaki karşılığını ayrıntılı oku.“Akarsu kenarında abdest alsan bile israf etme.”
İbn Mâce, Tahâret 48 — meşhur rivayet, özetle
Ağaç dikmenin fazileti
Hadiste, bir Müslümanın diktiği ağaçtan yenen her şeyin onun için sadaka olduğu bildirilir. Bu, çevreye yapılan katkının doğrudan sevap kaynağı sayıldığını gösterir.
Bir başka rivayette, kıyamet kopmak üzereyken bile elinde fidan varsa onu dikmesi tavsiye edilir. Bu ifade, faydası görülmeyecek olsa bile hayrın yapılması gerektiğini anlatır.
Ağaç dikmek, sadaka-i câriye kavramının en somut örneklerindendir. Kişi vefat ettikten sonra da fayda üretmeye devam eden bir amel olarak kaynaklarda özellikle anılır.
Vakıf geleneği de bu bilincin kurumsal hâlidir. Su yolları, çeşmeler, kuş evleri ve gölgelik ağaçlar için kurulan vakıflar, çevre sorumluluğunun bireysel iyilikten kalıcı yapılara dönüştüğünü gösterir. Bugün bu geleneğin karşılığı, düzenli ve denetlenebilir katkılardır.
Aynı çerçevede, ekilen bir ekinden kuşların ve hayvanların yemesi de sadaka sayılmıştır. Bu ifade, üretimi doğrudan bir hayır alanı hâline getirir. Toprakla uğraşan bir insanın, farkında olmadan sürekli sadaka veriyor olması; emeğe bakışı da değiştirir.
Günlük uygulama
Çevre bilincinin dinî zemini güçlü olsa da, pratikte küçük alışkanlıklarla kurulur. Su tüketimini azaltmak, gıdayı israf etmemek ve gereksiz alışverişten kaçınmak ilk adımlardır.
İkinci alan atıktır. Ambalaj atığını ayırmak, tek kullanımlık ürünleri azaltmak ve tamir edilebilir olanı atmamak; hem israfa hem fesada karşı bir tavırdır.
Üçüncüsü ortak alanlardır. Temizliğin imandan sayıldığı bir dinde, çevreyi kirletmek doğrudan bir çelişkidir. Yolda birini rahatsız edecek şeyi kaldırmanın imandan bir şube sayılması da bu bilinçle ilgilidir.
Dördüncü alan tüketim tercihidir. Dayanıklı ürün almak, ihtiyaç dışı alışverişi ertelemek ve tamir kültürünü sürdürmek; israfı kaynağında azaltır. En çevreci ürün, satın alınmayan üründür ilkesi, israf yasağının bugünkü karşılığı olarak okunabilir.
- Suyu akarsu bile olsa ölçülü kullan.
- Gıda israfını azaltacak bir alışveriş düzeni kur.
- Atığını ayrıştır, tamir edilebileni atma.
- Yılda bir fidan dik ya da dikilmesine katkı ver.
- Ortak alanları kirletme; kirletileni temizle.
Bugüne düşen pay
Çevre meselesi, dinin “emanet” dediği kavramın en görünür alanı. Bir şeyin sahibi değil emanetçisi olduğunu bilen kişi, onu farklı kullanır.
Bugün için tek bir adım: Bu hafta evinde ölçmediğin bir tüketimi ölç; su, elektrik ya da atılan yemek. Ölçülmeyen şey azaltılamıyor.
Okuduklarını iki kısa soruyla pekiştir
Puan durumun hazırlanıyor…
Bu öğrenme puanı yalnız okuma ve tekrar takibidir; sevabı, takvâyı veya ibadetin kabulünü ölçmez.
Kaynaklar ve devam okumaları
Yazıdaki dinî atıfları, uzmanlık bilgilerini ve konunun ayrıntılarını bu kaynaklardan takip edebilirsin.