Rablerinin çağrısına uyarlar, namazı özenle kılarlar. İşleri de aralarındaki danışma ile yürür.
Şûrâ 42/38, Kur’an Yolu Meali
İstişare nedir?
İstişare, bir mesele hakkında karar vermeden önce bilgi ve tecrübe sahibi kişilerin görüşünü almaktır. Kur’an’da hem bir mümin niteliği hem de bir emir olarak yer alır.
Şûrâ sûresindeki âyet, istişareyi namaz ve infakla aynı listede sayar. Bu sıralama, danışmayı bir yöntem tercihinden çıkarıp mümin kimliğinin parçası hâline getirir.
Âl-i İmrân sûresinde ise Peygamberimize doğrudan “iş hakkında onlara danış” buyurulur. Vahiy alan birine bu emrin verilmesi, istişarenin bilgi eksikliğini gidermekten daha fazlasını hedeflediğini gösterir.
Kur’an’da bir sûrenin adının Şûrâ olması da bu kavramın taşıdığı ağırlığı gösterir. Sûre, müminlerin işlerini danışarak yürüttüğünü bildirirken bunu bir yönetim tekniği olarak değil, bir topluluk vasfı olarak sunar. Yani istişare, kriz anında başvurulan bir yöntem değil sürekli bir işleyiştir.
Tebliğ dersiKonuşma ve DinlemeDinlemenin âdâbını ve karşılıklı konuşmayı kısa bir dersle öğren.Neden önemli?
İstişarenin ilk faydası isabet oranını artırmasıdır. Bir meseleye tek açıdan bakan kişi, göremediği yönleri başkasının gözüyle görebilir. Uhud öncesi ve Hendek’teki kararlar bunun siyerdeki örnekleridir.
İkinci faydası sorumluluğun paylaşılmasıdır. Danışılarak alınan bir karar, sonucu ne olursa olsun topluluk tarafından sahiplenilir. Tek başına alınan karar ise başarısız olduğunda yalnızlaştırır.
Üçüncüsü ise insana verilen değerdir. Görüşü sorulan kişi, sürecin parçası hâline gelir. Bu yüzden istişare, aynı zamanda bir motivasyon ve aidiyet aracıdır.
Dördüncü bir fayda da kayıt tutmaktır. Danışılan bir konu, farklı görüşlerle birlikte kayda geçtiğinde ileride benzer bir karar için başvurulacak bir birikim oluşur. Kurumsal hafıza dediğimiz şey, aslında geçmişte yapılmış istişarelerin kaydedilmiş hâlidir.
Kime danışılır?
İstişare, herkese değil ehline yapılır. Kur’an’ın “bilmiyorsanız bilenlere sorun” emri bu ölçüyü verir. Konuyu bilmeyen birinin görüşü, iyi niyetli olsa bile yanlış yönlendirebilir.
Ehliyetin yanında bir şart daha aranır: Samimiyet. Kaynaklarda, kendisine danışılan kişinin emin olduğu ve doğru bildiğini söylemekle yükümlü olduğu belirtilir. Danışılan kişi, kendi çıkarına göre görüş bildiremez.
Hadiste bu sorumluluk açıkça ifade edilir: Kendisine danışılan kimse güvenilir bir konumdadır. Yani danışmanlık, bilgi vermek kadar emanet taşımaktır.
Danışılan kişinin sorumluluğu, gördüğü riski söylemekle de ilgilidir. Karşısındakini kırmamak için doğruyu yumuşatmak, aslında ona zarar vermektir. Kaynaklarda “din nasihattir” hadisiyle anlatılan tavır, samimiyeti nezaketin önüne değil ama nezaketle birlikte koymayı gerektirir.
“Kendisine danışılan kimse güvenilir bir konumdadır.”
Ebû Dâvûd, Edeb 114; Tirmizî, Edeb 57
İstişare ile karar vermek aynı şey mi?
İstişare, kararı çoğunluğa devretmek anlamına gelmez. Âl-i İmrân sûresindeki âyet, danıştıktan sonra “karar verdiğinde Allah’a güven” diyerek kararın sorumluluğunu yine yöneticiye bırakır.
Bu ayrım pratikte önemlidir. Görüş almak ile oylama yapmak farklıdır; sorumluluğu taşıyan kişi, dinlediği görüşlerin ardından tercihini yapar ve sonucuna katlanır.
Nitekim Peygamberimiz Uhud’da kendi görüşünün aksine olan çoğunluk görüşünü uygulamış; Hudeybiye’de ise kendi kararında ısrar etmiştir. İkisi de istişare kültürünün parçasıdır.
Bu ayrımın bir uzantısı da şudur: İstişarede görüş bildiren kişi, kararın sorumluluğunu üstlenmiş olmaz. Bu yüzden görüş vermekten çekinmemek gerekir. Sorumluluğun karar vericide olduğunu bilmek, danışılan kişinin daha rahat ve dürüst konuşmasını sağlar.
İlgili blog yazısıİstihare namazı nasıl kılınır?İstihareyi ve istişareyle birlikte nasıl işlediğini ayrıntılı oku.Ailede ve işte istişare
Kur’an, çocuğun sütten kesilmesi gibi bir konuda bile anne babanın karşılıklı rızâ ve danışmayla karar vermesini ister. Bu ayrıntı, istişarenin en küçük birimden başladığını gösterir.
Ailede istişare, kararları yavaşlatmaz; sahiplenmeyi artırır. Taşınma, harcama ve çocukların eğitimi gibi konularda görüşü alınan bir eş ya da genç, sonuca da ortak olur.
İş hayatında ise istişare, hatayı erken yakalayan en ucuz yöntemdir. Bir kararı uygulamadan önce sahadaki kişiye sormak, çoğu zaman uzun raporlardan daha isabetli bilgi verir.
Uygulamada sık yapılan bir hata, istişareyi onay almak için kullanmaktır. Kararını çoktan vermiş biri, yalnız kendisini doğrulayacak kişilere sorar. Bu, istişare değil kendini rahatlatmadır. Gerçek istişare, farklı düşüneceğini bildiğin kişiye de sormayı gerektirir.
- Kararı vermeden önce sor; sonrasında değil.
- Konuyu bilene ve samimi olana danış.
- Görüş isterken kendi eğilimini baştan söyleme.
- Farklı görüşü savunanı da dinle.
- Kararı verdikten sonra tevekkül et ve arkasında dur.
Bugüne düşen pay
İstişare, ne kadar bilgili olursak olalım tek başımıza her açıyı göremeyeceğimizi kabul etmektir. Bu kabul, kibri de kırar.
Bugün için tek bir adım: Vermeyi düşündüğün bir kararı, konuyu bilen bir kişiye anlat ve yalnız dinle. İtiraz etmeden dinlemek, istişarenin en zor ve en verimli kısmı.
Okuduklarını iki kısa soruyla pekiştir
Puan durumun hazırlanıyor…
Bu öğrenme puanı yalnız okuma ve tekrar takibidir; sevabı, takvâyı veya ibadetin kabulünü ölçmez.
Kaynaklar ve devam okumaları
Yazıdaki dinî atıfları, uzmanlık bilgilerini ve konunun ayrıntılarını bu kaynaklardan takip edebilirsin.
