Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.
Ra‘d 13/28, Kur’an Yolu Meali
Zikir ne demek?
Zikir kelimesi “anmak, hatırlamak” anlamına gelir. Terim olarak Allah’ı dil ve kalple anmayı ifade eder. Kur’an’ın kendisi de “zikir” diye adlandırılır; çünkü insanı unuttuğu şeye, yani Rabbine ve asıl vazifesine yeniden bağlar.
Bu tanım, zikri belirli bir kelimeyi tekrar etmekten ibaret görmeyi engeller. Namaz da zikirdir, Kur’an okumak da zikirdir, bir hakikati hatırlayıp haramdan çekilmek de zikirdir. Dil ile yapılan tesbihler bu geniş anlamın en görünen kısmıdır.
Tebliğ dersiDua Nedir?Dua ile zikir arasındaki bağı ve kulluğun özünü kısa dersle öğren.Kur’an zikri nasıl anlatır?
Kur’an, müminlere Allah’ı çokça anmayı emreder ve bunu sabah akşam sürdürülecek bir hâl olarak tarif eder. Zikrin karşılığı da bildirilir: Kalbin mutmain olması, yani huzura kavuşması. Bu, modern insanın en çok aradığı şeyle doğrudan ilgilidir.
Bir başka âyette Allah’ın, kendisini ananları anacağı bildirilir. Bu karşılıklılık zikri mekanik bir tekrardan çıkarır ve bir ilişki hâline getirir. Zikir, Allah’ın hep hatırda tutulduğu bir bilinç hâlidir; sesle yapılması bu bilinci diri tutmanın aracıdır.
Kur’an ayrıca zikri terk etmenin sonucunu da bildirir: Rabbinin zikrinden yüz çeviren kimse için dar bir hayat vardır. Buradaki darlık, imkânların azalması değil kalbin sıkışmasıdır. İmkânı çok olduğu hâlde huzursuz insanların varlığı, âyetin tarif ettiği hâlin gündelik karşılığıdır.
“Rabbini zikreden kimse ile zikretmeyenin misali, diri ile ölü gibidir.”
Buhârî, Deavât 66
Dil zikri, kalp zikri, amel zikri
Âlimler zikri üç düzeyde ele alır. Dil zikri, sübhânallah, elhamdülillah, Allâhü ekber ve lâ ilâhe illallah gibi cümleleri söylemektir. Kalp zikri, Allah’ın huzurunda olduğunu sürekli hatırlamaktır. Amel zikri ise bu hatırlayışın davranışa dönüşmesidir.
Üçü birlikte olduğunda zikir tamamlanır. Dili tesbihle meşgul olup kalbi gafil olan bir insanın hâli, kaynaklarda uyarıyla anılır. Amaç kelime saymak değil, o kelimelerin anlamıyla hayatı hizalamaktır.
Sünnette geçen zikirler
Peygamberimizin günlük hayatında zikir, belirli anlara bağlanmıştır. Uyanınca, evden çıkarken, yemekten sonra, yolculuğa başlarken ve uyumadan önce okunan dua ve tesbihler vardır. Bu dağılım, zikri hayata yayan bir düzen kurar.
En bilinen uygulama namazlardan sonraki tesbihattır: Otuz üçer defa sübhânallah, elhamdülillah ve Allâhü ekber. Sabah ve akşam okunan zikirler de hadis kaynaklarında müstakil bölümler hâlinde toplanmıştır.
Bir rivayette Hz. Fâtıma ev işlerinin ağırlığından yakınıp yardımcı istediğinde, Peygamberimiz ona bu tesbihatı öğretmiş ve “bu sizin için daha hayırlıdır” buyurmuştur. Bu incelik, zikrin yorgunluğu inkâr eden bir teselli değil; yükü taşınabilir kılan bir güç kaynağı olarak sunulduğunu gösterir.
- Namaz sonrası tesbihat: sübhânallah, elhamdülillah, Allâhü ekber.
- Âyetü’l-Kürsî: her farz namazın ardından okunması teşvik edilmiştir.
- Sabah ve akşam zikirleri: güne başlarken ve biterken okunan dualar.
- İstiğfar: “Estağfirullah” demeyi güne yaymak.
- Salavat: Peygamberimize salât ü selâm getirmek.
Sayı ve şekil meselesi
Hadislerde geçen sayılar (otuz üçer tesbih, yüz istiğfar gibi) sünnete dayanır ve bunlara uymak güzeldir. Tartışma, kaynağı olmayan sayı ve şekillerin dinî bir zorunluluk gibi sunulmasında başlar. Belirli bir sayı tamamlanmazsa zarar geleceğini söylemek, dinin öğretisi değildir.
Ölçü şudur: Sünnette sabit olan zikirleri bilerek yapmak, bunun dışında dilediğin kadar ve dilediğin anda Allah’ı anmak. Zikir sayısını bir borç hesabına dönüştürmek, kalbi huzura kavuşturmak yerine yeni bir yük üretir.
Zikri güne yaymak
Zikri sürdürmenin en kolay yolu, onu mevcut alışkanlıklara bağlamaktır: Arabaya binerken, asansörü beklerken, yemek pişirirken. Kur’an ayakta, otururken ve yatarken Allah’ı ananlardan söz ederken tam da bu yayılmayı anlatır.
İkinci yol, anlamını öğrenmektir. Sübhânallah’ın “Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim” demek olduğunu bilen kişi, o cümleyi söylerken başka bir yerde durur. Anlam bilinmeden yapılan tekrar, zamanla alışkanlığa dönüşüp etkisini kaybeder.
Üçüncü yol, zikri sessiz alanlara yerleştirmektir. Trafikte beklerken, sırada dururken ve yürürken zihin çoğu zaman ekrana gider. Bu boşlukların birkaçını zikirle doldurmak, gün sonunda hatırı sayılır bir vakit eder. Zikri hayata yaymak, yeni zaman bulmak değil; var olan boşlukları değerlendirmektir.
İlgili blog yazısıNamazdan sonra tesbihat ve dualarNamaz sonrası okunacak zikir ve duaları sırasıyla ayrıntılı oku.Bugüne düşen pay
Zikir, ibadetlerin en kolayı ve en taşınabilir olanıdır. Abdest gerektirmez, vakti yoktur, mekânı yoktur. Bu yüzden en çok ihmal edilen ibadet de odur; kolay olan, kolayca ertelenir.
Bugün için tek bir adım: Gün içinde tekrarladığın bir işi seç ve o işi her yaptığında bir cümle zikir söylemeye karar ver. Bir hafta sonra o cümle, o işin ayrılmaz parçası hâline gelecek.
Okuduklarını iki kısa soruyla pekiştir
Puan durumun hazırlanıyor…
Bu öğrenme puanı yalnız okuma ve tekrar takibidir; sevabı, takvâyı veya ibadetin kabulünü ölçmez.
Kaynaklar ve devam okumaları
Yazıdaki dinî atıfları, uzmanlık bilgilerini ve konunun ayrıntılarını bu kaynaklardan takip edebilirsin.
