Günün Sözü

Ayet

25
  • Şüphesiz ben, evet ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et ve beni anmak için namazı dosdoğru kıl.

    Tâhâ Sûresi 14

  • Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.

    Bakara Sûresi 153

  • Namazları ve orta namazı koruyun; Allah'a gönülden bağlanarak namaz durun.

    Bakara Sûresi 238

  • Şüphesiz namaz, müminlere vakitleri belirlenmiş olarak farz kılındı.

    Nisâ Sûresi 103

  • Gündüzün iki ucunda ve gecenin ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, düşünenlere bir öğüttür.

    Hûd Sûresi 114

  • Güneşin kaymasından gecenin kararmasına kadar namazı kıl; bir de sabah okuyuşunu. Çünkü sabah okuyuşuna melekler şahit olur.

    İsrâ Sûresi 78

  • Akşama vardığınızda da sabaha kavuştuğunuzda da Allah'ı tesbih edin.

    Rûm Sûresi 17

  • Namazı dosdoğru kıl; çünkü namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.

    Ankebût Sûresi 45

  • Şüphesiz mescidler Allah'ındır; öyleyse Allah'tan başkasına yalvarmayın.

    Cin Sûresi 18

  • Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, huşû duyanlardan başkasına ağır gelir.

    Bakara Sûresi 45

  • Rabbim! İlmimi artır de.

    Tâhâ Sûresi 114

  • Allah iman edenlerin dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.

    Bakara Sûresi 257

  • Şüphesiz her güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.

    İnşirâh Sûresi 5-6

  • De ki: Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.

    Zümer Sûresi 53

  • Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin; kâfirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez.

    Yûsuf Sûresi 87

  • O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.

    Mülk Sûresi 2

  • Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür; kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür.

    Zilzâl Sûresi 7-8

  • Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemez.

    Bakara Sûresi 286

  • Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ı tesbih etmektedir.

    Hadîd Sûresi 1

  • Rabbiniz buyurdu: Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.

    Mü'min Sûresi 60

  • İyilikle kötülük bir olmaz; sen kötülüğü en güzel şekilde sav.

    Fussilet Sûresi 34

  • Allah'ı çokça anın ki kurtuluşa eresiniz.

    Enfâl Sûresi 45

  • Allah, bir toplum kendi içindekini değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez.

    Ra'd Sûresi 11

  • Kim Allah'a tevekkül ederse Allah ona yeter.

    Talâk Sûresi 3

  • Rabbim! Gireceğim yere doğrulukla girmemi, çıkacağım yerden doğrulukla çıkmamı sağla; katından bana yardımcı bir güç ver.

    İsrâ Sûresi 80

Hadis

25
  • Ameller ancak niyetlere göredir; herkese niyet ettiği şey vardır.

    Buhârî, Bed'ü'l-Vahy 1

  • Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.

    Buhârî, İlim 11

  • Müslüman, elinden ve dilinden insanların emin olduğu kimsedir.

    Buhârî, Îmân 4

  • Hiçbiriniz kendisi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe gerçekten iman etmiş olmaz.

    Buhârî, Îmân 7

  • Beş vakit namaz, kapınızın önünden akan bir ırmak gibidir; orada günde beş kez yıkanan kişide kirden eser kalır mı?

    Buhârî, Mevâkît 6

  • Kim bir müminin dünya sıkıntısını giderirse Allah da onun kıyamet sıkıntılarından birini giderir.

    Müslim, Zikr 69

  • İnsanların Allah'a en sevimlisi, insanlara en çok faydalı olanıdır.

    Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebîr

  • Allah güzeldir, güzelliği sever.

    Müslim, Îmân 147

  • Kim Allah'a ve âhiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin ya sussun.

    Buhârî, Rikāk 23

  • Kıyamet gününde kul, ömrünü nerede tükettiğinden ve ilmiyle ne yaptığından sorulmadıkça yerinden kımıldayamaz.

    Tirmizî, Kıyâme 1

  • Temizlik imanın yarısıdır.

    Müslim, Tahâret 1

  • Güçlü mümin, Allah katında zayıf müminden daha hayırlı ve daha sevimlidir.

    Müslim, Kader 34

  • Kim iman ederek ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.

    Buhârî, Îmân 28

  • Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsa üçüncü bir vadi ister; âdemoğlunun içini topraktan başkası doldurmaz.

    Buhârî, Rikāk 10

  • Hediyeleşin ki birbirinizi seversiniz.

    Münâvî, Feyzü'l-Kadîr

  • Din nasihattir.

    Müslim, Îmân 95

  • Kişi dostunun dini üzeredir; öyleyse her biriniz kiminle dostluk kurduğuna iyi baksın.

    Tirmizî, Zuhd 45

  • Müminler, sevgi ve merhamette birbirlerine kenetlenmiş bir binaya benzer.

    Buhârî, Salât 88

  • Hiçbirinizi ameli cennete sokmaz; bana da ancak Allah'ın rahmeti yeter.

    Buhârî, Rikāk 18'den

  • Müslümanın Müslüman üzerinde beş hakkı vardır: selâmı almak, hastayı ziyaret etmek, cenazeye katılmak, davete gitmek ve aksırana 'yerhamükallah' demek.

    Buhârî, Cenâiz 2

  • Hayâ imandandır.

    Buhârî, Îmân 3

  • İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymetini bilmez: sağlık ve boş vakit.

    Buhârî, Rikāk 1

  • Kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; gücü yetmezse diliyle, ona da gücü yetmezse kalben buğz etsin.

    Müslim, Îmân 78

  • Dünyada garip bir yolcu gibi ol.

    Buhârî, Rikāk 3

  • En hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olandır.

    Tirmizî, Radâ 11

Güzel Söz

25
  • Kim olduğunu unutma; nereye gittiğini hatırla.

    Atasözü

  • Dilini terbiye etmeden kalbini terbiye edemezsin.

    Mevlânâ'ya atfedilir

  • İlim öğrenmek her Müslümana farzdır; az da olsa her gün bir şey öğren.

    İbn Mâce'den ilhamla

  • Bugünün işini yarına bırakma; yarın ne olacağı belli olmaz.

    Atasözü

  • Ağaç yaşken eğilir; evlâdına namazı küçükken sevdirmeye bak.

    Atasözü

  • Küçük iyiliği küçümseme; damlaya damlaya göl olur.

    Atasözü

  • Sözün en güzeli, az ve öz olanıdır.

    Mevlânâ'ya atfedilir

  • Kalbin pusulası Kur'an olsun; o zaman yolunu şaşırmazsın.

    Güzel söz

  • Sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır.

    Atasözü

  • Dostunun ayıbını söyleme; düşmanın zaten duyurur.

    Atasözü

  • Bildiğini yaşamak, çok bilmekten hayırlıdır.

    Güzel söz

  • Şükür nimeti artırır, hamd kalbi yumuşatır.

    Güzel söz

  • Vakit sermayendir; nereye harcadığına dikkat et.

    Güzel söz

  • Az konuş, çok dinle; bir ağzın, iki kulağın var.

    Özdeyiş

  • Kırıldığın yerde değil, sığındığın yerde güçlenirsin.

    Güzel söz

  • Kanaat, tükenmeyen bir hazinedir.

    Hz. Ali'ye atfedilir

  • Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.

    Hz. Ömer'e atfedilir

  • Öğrendiğinle amel et ki ilmin bereketlensin.

    Güzel söz

  • İyilik edeni unutma; kötülük edeni affetmeye gayret et.

    Güzel söz

  • Kibir, iyilikleri ateşe atmak gibidir.

    Güzel söz

  • Kusur arayan, dost bulamaz.

    Atasözü

  • Gönül yıkmak, Kâbe'yi yıkmaktan ağır vebaldir.

    Güzel söz

  • Dün geçti, yarın meçhul; elindeki tek gün bugündür.

    Güzel söz

  • Mal gider gelir; kırılan gönül kolay onarılmaz.

    Güzel söz

  • Kınayanın kınaması seni haktan alıkoymasın.

    Güzel söz

Dua

15
  • Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.

    Bakara Sûresi 201

  • Allah'ım! Kalbimi, gözümü ve kulağımı haramdan koru.

    Dua

  • Rabbim! Beni ve neslimi namazı dosdoğru kılanlardan eyle; Rabbimiz, duamı kabul et.

    İbrahim Sûresi 40

  • Allah'ım! Senden fayda veren ilim, temiz rızık ve kabul edilen amel dilerim.

    İbn Mâce, Mukaddime 23'ten

  • Rabbim! Gönlüme ferahlık ver, işimi kolaylaştır.

    Tâhâ Sûresi 25-26'dan

  • Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve işimizde bizi doğruya ulaştır.

    Kehf Sûresi 10

  • Allah'ım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği dilerim.

    Müslim, Zekât 69'dan

  • Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.

    Bakara Sûresi 250

  • Allah'ım! Çaresizlikten, tembellikten, korkaklıktan ve cimrilikten sana sığınırım.

    Buhârî, Daavât 36'dan

  • Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı sabit kıl.

    Âl-i İmrân Sûresi 147'den

  • Allah'ım! Senden sağlık ve âfiyet dilerim.

    İbn Mâce, Dua 2'den

  • Rabbimiz! Eşlerimizden ve çocuklarımızdan bize göz aydınlığı olacaklar ihsan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl.

    Furkān Sûresi 74

  • Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğuna yem etme; rahmetinle bizi kâfirler topluluğundan kurtar.

    Yûnus Sûresi 85-86'dan

  • Rabbim! Beni hakkı gören, hakkı söyleyen ve hakka uyanlardan eyle.

    Dua

  • Rabbim! Bizi doğru yola ilet; kendilerine nimet verdiklerinin yolunda sabit kıl.

    Fâtiha Sûresi 6-7'den

İlmihal

25
  • Abdestin farzları dörttür: yüzü ve dirseklere kadar kolları yıkamak, başın dörtte birini meshetmek, ayakları topuklarla birlikte yıkamak.

    Hanefî ilmihali

  • Namazın farzlarından 'rükün' olanlar altıdır: iftitah tekbiri, kıyam, kıraat, rükû, sücud ve son oturuş.

    Hanefî ilmihali

  • Sabah namazı iki, öğle ve ikindi dörder, akşam üç, yatsı dört rekât farzdır; vitir ise üç rekât vâciptir.

    Hanefî ilmihali

  • Gusül; ağzı ve burnu yıkamak, sonra tüm bedeni kuru yer kalmayacak şekilde yıkamaktır.

    Hanefî ilmihali

  • Secde; alın, burun, iki el, iki diz ve ayak parmakları üzerine yapılır; alnın yere değmesi şarttır.

    Hanefî ilmihali

  • Seferî olan kişi dört rekâtlık farz namazları iki rekât kılar; yolculuğun en az üç gün sürmesi gerekir.

    Hanefî ilmihali

  • Teyemmüm; su bulunmayınca veya kullanılamayınca temiz toprakla yüzü ve kolları meshederek alınan abdesttir.

    Hanefî ilmihali

  • Cuma namazı cemaatle kılınır ve iki rekâttır; hutbe cumanın şartlarındandır.

    Hanefî ilmihali

  • Oruç; tan yerinin ağarmasından güneşin batmasına kadar yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmaktır.

    Hanefî ilmihali

  • Zekât; nisap miktarı malı olanın, üzerinden bir yıl geçince malının kırkta birini fakirlere vermesidir.

    Hanefî ilmihali

  • Vaktinde kılınamayan farz namaz kaza edilir; nafile namazların kazası gerekmez.

    Hanefî ilmihali

  • Sehiv secdesi; namazda vâcip bir fiil unutularak terk edildiğinde son oturuştan sonra yapılır.

    Hanefî ilmihali

  • Fitre; Ramazan bayramı namazından önce, her mükellefin kendisi ve bakmakla yükümlü oldukları adına verdiği sadakadır.

    Hanefî ilmihali

  • Pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmak müstehaptır; kandil geceleri de nafile ibadetle değerlendirilir.

    Hanefî ilmihali

  • Kurban; imkânı olan mükellefin Kurban bayramı günlerinde kestiği vâcip bir ibadettir.

    Hanefî ilmihali

  • Farz namazların ilk iki rekâtında Fâtiha'dan sonra bir sûre veya üç kısa ayet okumak (zamm-ı sûre) vâciptir.

    Hanefî ilmihali

  • Mest üzerine meshetmek; abdestli iken giyilen mestlerin ıslak elle meshedilmesidir; mukim için bir gün bir gece geçerlidir.

    Hanefî ilmihali

  • İmsak; tan yerinin ağarıp orucun başladığı andır; bu andan itibaren yeme ve içme kesilir.

    Hanefî ilmihali

  • Vücuttan akan kan, irin ve ağız dolusu kusmuk abdesti bozar.

    Hanefî ilmihali

  • İstihare; bir işin hayırlısını öğrenmek için iki rekât namaz kılıp dua etmektir.

    Hanefî ilmihali

  • Cenaze namazı farz-ı kifâyedir; bir kısım Müslümanlar kılınca diğerlerinin üzerinden sorumluluk düşer.

    Hanefî ilmihali

  • Vitir namazının üçüncü rekâtında Fâtiha ve sûreden sonra tekbir alınıp kunut duası okunur.

    Hanefî ilmihali

  • Tilâvet secdesi; Kur'an'daki secde ayetlerinden birini okuyan veya işiten kimsenin yapması vâcip olan secdedir.

    Hanefî ilmihali

  • Kaza orucu; bozulan Ramazan orucunun gününe gün tutulmasıdır.

    Hanefî ilmihali

  • Umre; ihrama girip tavaf ve sa'y yapmaktır; ömürde bir kere yapılması müstehaptır.

    Hanefî ilmihali

Esmâ-i Hüsnâ

99
  • الرَّحْمٰن

    er-Rahmân — Dünyada bütün canlılara sonsuz merhamet eden

    Esmâ-i Hüsnâ · 1

  • الرَّحِيم

    er-Rahîm — Ahirette müminlere özel rahmet eden

    Esmâ-i Hüsnâ · 2

  • الْمَلِك

    el-Melik — Bütün kâinatın gerçek sahibi ve mutlak hükümdarı

    Esmâ-i Hüsnâ · 3

  • الْقُدُّوس

    el-Kuddûs — Her türlü eksiklikten uzak, tertemiz ve yüce

    Esmâ-i Hüsnâ · 4

  • السَّلَام

    es-Selâm — Esenlik veren, kullarını selâmete çıkaran

    Esmâ-i Hüsnâ · 5

  • الْمُؤْمِن

    el-Mü'min — Güven veren, verdiği sözü yerine getiren

    Esmâ-i Hüsnâ · 6

  • الْمُهَيْمِن

    el-Müheymin — Her şeyi görüp gözeten, koruyup denetleyen

    Esmâ-i Hüsnâ · 7

  • الْعَزِيز

    el-Azîz — Mutlak güç ve izzet sahibi, yenilmeyen

    Esmâ-i Hüsnâ · 8

  • الْجَبَّار

    el-Cebbâr — İradesini her durumda yürüten, dilediğini yaptıran

    Esmâ-i Hüsnâ · 9

  • الْمُتَكَبِّر

    el-Mütekebbir — Büyüklük ve ululuk yalnız kendisine ait olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 10

  • الْخَالِق

    el-Hâlık — Her şeyi yoktan yaratan

    Esmâ-i Hüsnâ · 11

  • الْبَارِئ

    el-Bârî — Yarattıklarını kusursuz ve uyumlu var eden

    Esmâ-i Hüsnâ · 12

  • الْمُصَوِّر

    el-Musavvir — Her varlığa ayrı bir şekil ve suret veren

    Esmâ-i Hüsnâ · 13

  • الْغَفَّار

    el-Gaffâr — Günahları örten ve tekrar tekrar bağışlayan

    Esmâ-i Hüsnâ · 14

  • الْقَهَّار

    el-Kahhâr — Her şeye mutlak gücüyle üstün gelen

    Esmâ-i Hüsnâ · 15

  • الْوَهَّاب

    el-Vehhâb — Karşılıksız, bol bol nimet ve ihsan veren

    Esmâ-i Hüsnâ · 16

  • الرَّزَّاق

    er-Rezzâk — Bütün canlıların rızkını veren

    Esmâ-i Hüsnâ · 17

  • الْفَتَّاح

    el-Fettâh — Hayır kapılarını açan, zorlukları çözen

    Esmâ-i Hüsnâ · 18

  • الْعَلِيم

    el-Alîm — Her şeyi, gizli açık bilen

    Esmâ-i Hüsnâ · 19

  • السَّمِيع

    es-Semî' — Her şeyi işiten

    Esmâ-i Hüsnâ · 26

  • الْبَصِير

    el-Basîr — Her şeyi gören

    Esmâ-i Hüsnâ · 27

  • الْحَكِيم

    el-Hakîm — Her işi hikmetli, yerli yerinde olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 46

  • الْوَدُود

    el-Vedûd — Kullarını çok seven ve sevilmeye lâyık olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 47

  • الْغَفُور

    el-Gafûr — Çok bağışlayan, mağfireti bol olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 34

  • الْكَرِيم

    el-Kerîm — Cömertliği ve lütfu sonsuz olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 42

  • اللَّطِيف

    el-Latîf — En ince işleri bilen, kullarına lütufkâr olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 30

  • الْحَلِيم

    el-Halîm — Cezada acele etmeyen, yumuşak ve şefkatli olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 32

  • التَّوَّاب

    et-Tevvâb — Tövbeleri çokça kabul eden

    Esmâ-i Hüsnâ · 80

  • الْحَيّ

    el-Hayy — Daima diri, ölümsüz olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 62

  • الْقَيُّوم

    el-Kayyûm — Her şeyi ayakta tutan, kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan

    Esmâ-i Hüsnâ · 63

  • الْحَقّ

    el-Hakk — Varlığı ve ilâhlığı gerçek, mutlak hakikat olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 51

  • الشَّكُور

    eş-Şekûr — Az iyiliğe çok karşılık veren

    Esmâ-i Hüsnâ · 35

  • الْعَظِيم

    el-Azîm — Azameti ve yüceliği sınırsız olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 33

  • الْقَابِض

    el-Kâbıd — Rızkı hikmetiyle daraltan, dilediğini tutan

    Esmâ-i Hüsnâ · 20

  • الْبَاسِط

    el-Bâsıt — Rızkı genişleten, gönülleri ferahlatan

    Esmâ-i Hüsnâ · 21

  • الْخَافِض

    el-Hâfıd — Hak etmeyeni alçaltan

    Esmâ-i Hüsnâ · 22

  • الرَّافِع

    er-Râfi' — Dilediğini yücelten, yükselten

    Esmâ-i Hüsnâ · 23

  • الْمُعِزّ

    el-Muizz — Dilediğine izzet ve şeref veren

    Esmâ-i Hüsnâ · 24

  • الْمُذِلّ

    el-Müzill — Dilediğini zillete düşüren

    Esmâ-i Hüsnâ · 25

  • الْحَكَم

    el-Hakem — Mutlak hüküm veren, son sözü söyleyen

    Esmâ-i Hüsnâ · 28

  • الْعَدْل

    el-Adl — Mutlak adaletli, asla haksızlık etmeyen

    Esmâ-i Hüsnâ · 29

  • الْخَبِير

    el-Habîr — Her şeyin iç yüzünden haberdar olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 31

  • الْعَلِيّ

    el-Aliyy — Her şeyden yüce, üstün olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 36

  • الْكَبِير

    el-Kebîr — Büyüklüğünün sınırı olmayan

    Esmâ-i Hüsnâ · 37

  • الْحَفِيظ

    el-Hafîz — Her şeyi koruyup gözeten, unutmayan

    Esmâ-i Hüsnâ · 38

  • الْمُقِيت

    el-Mukît — Her canlının azığını veren, her şeye gücü yeten

    Esmâ-i Hüsnâ · 39

  • الْحَسِيب

    el-Hasîb — Kullarının hesabını gören, onlara kâfi gelen

    Esmâ-i Hüsnâ · 40

  • الْجَلِيل

    el-Celîl — Ululuk ve azamet sahibi

    Esmâ-i Hüsnâ · 41

  • الرَّقِيب

    er-Rakîb — Her an her şeyi gözetleyen

    Esmâ-i Hüsnâ · 43

  • الْمُجِيب

    el-Mucîb — Dualara karşılık veren

    Esmâ-i Hüsnâ · 44

  • الْوَاسِع

    el-Vâsi' — İlmi ve rahmeti her şeyi kuşatan

    Esmâ-i Hüsnâ · 45

  • الْمَجِيد

    el-Mecîd — Şanı yüce, ikramı bol olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 48

  • الْبَاعِث

    el-Bâis — Ölüleri dirilten, peygamber gönderen

    Esmâ-i Hüsnâ · 49

  • الشَّهِيد

    eş-Şehîd — Her şeye şahit olan, hiçbir şeyi kaçırmayan

    Esmâ-i Hüsnâ · 50

  • الْوَكِيل

    el-Vekîl — Kendisine güvenenlerin işini üstlenen

    Esmâ-i Hüsnâ · 52

  • الْقَوِيّ

    el-Kaviyy — Kudreti sonsuz, güçlü olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 53

  • الْمَتِين

    el-Metîn — Gücü hiç sarsılmayan, sapasağlam olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 54

  • الْوَلِيّ

    el-Veliyy — Müminlerin dostu ve yardımcısı

    Esmâ-i Hüsnâ · 55

  • الْحَمِيد

    el-Hamîd — Her türlü övgüye lâyık olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 56

  • الْمُحْصِي

    el-Muhsî — Her şeyi tek tek sayıp bilen

    Esmâ-i Hüsnâ · 57

  • الْمُبْدِئ

    el-Mübdi' — Yaratmayı örneksiz başlatan

    Esmâ-i Hüsnâ · 58

  • الْمُعِيد

    el-Muîd — Yarattığını öldürüp yeniden dirilten

    Esmâ-i Hüsnâ · 59

  • الْمُحْيِي

    el-Muhyî — Can veren, dirilten

    Esmâ-i Hüsnâ · 60

  • الْمُمِيت

    el-Mümît — Eceli gelenin canını alan

    Esmâ-i Hüsnâ · 61

  • الْوَاجِد

    el-Vâcid — Dilediğini dilediği an bulan, hiçbir şeyden yoksun olmayan

    Esmâ-i Hüsnâ · 64

  • الْمَاجِد

    el-Mâcid — Şanı ve keremi yüce olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 65

  • الْوَاحِد

    el-Vâhid — Zâtında, sıfatlarında ve işlerinde tek olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 66

  • الْأَحَد

    el-Ahad — Bölünüp parçalanmayan, eşi benzeri olmayan

    Esmâ-i Hüsnâ · 67

  • الصَّمَد

    es-Samed — Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin kendisine muhtaç olduğu

    Esmâ-i Hüsnâ · 68

  • الْقَادِر

    el-Kâdir — Her şeye gücü yeten

    Esmâ-i Hüsnâ · 69

  • الْمُقْتَدِر

    el-Muktedir — Kudretini dilediği gibi yürüten

    Esmâ-i Hüsnâ · 70

  • الْمُقَدِّم

    el-Mukaddim — Dilediğini öne geçiren

    Esmâ-i Hüsnâ · 71

  • الْمُؤَخِّر

    el-Muahhir — Dilediğini geriye bırakan

    Esmâ-i Hüsnâ · 72

  • الْأَوَّل

    el-Evvel — Başlangıcı olmayan, her şeyden önce var olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 73

  • الْآخِر

    el-Âhir — Sonu olmayan, her şeyden sonra da var olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 74

  • الظَّاهِر

    ez-Zâhir — Varlığı sayısız delille apaçık olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 75

  • الْبَاطِن

    el-Bâtın — Aklın kavrayamayacağı kadar gizli olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 76

  • الْوَالِي

    el-Vâlî — Kâinatı tek başına yöneten

    Esmâ-i Hüsnâ · 77

  • الْمُتَعَالِي

    el-Müteâlî — Eksiklik çağrıştıran her şeyden yüce olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 78

  • الْبَرّ

    el-Berr — Kullarına iyiliği ve ihsanı bol olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 79

  • الْمُنْتَقِم

    el-Müntakim — Suçluları adaletiyle cezalandıran

    Esmâ-i Hüsnâ · 81

  • الْعَفُوّ

    el-Afüvv — Günahları affeden, izini bile silen

    Esmâ-i Hüsnâ · 82

  • الرَّءُوف

    er-Raûf — Çok şefkatli, çok merhametli

    Esmâ-i Hüsnâ · 83

  • مَالِكُ الْمُلْك

    Mâlikü'l-Mülk — Mülkün gerçek ve tek sahibi

    Esmâ-i Hüsnâ · 84

  • ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَام

    Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm — Ululuk ve ikram sahibi

    Esmâ-i Hüsnâ · 85

  • الْمُقْسِط

    el-Muksit — Her işi denk ve adaletli yapan

    Esmâ-i Hüsnâ · 86

  • الْجَامِع

    el-Câmi' — Dağınık olanı bir araya toplayan

    Esmâ-i Hüsnâ · 87

  • الْغَنِيّ

    el-Ganiyy — Hiçbir şeye muhtaç olmayan, mutlak zengin

    Esmâ-i Hüsnâ · 88

  • الْمُغْنِي

    el-Muğnî — Dilediğini zengin kılan

    Esmâ-i Hüsnâ · 89

  • الْمَانِع

    el-Mâni' — Dilediğini engelleyen, kullarını koruyan

    Esmâ-i Hüsnâ · 90

  • الضَّارّ

    ed-Dârr — Hikmetiyle zararı da yaratabilen

    Esmâ-i Hüsnâ · 91

  • النَّافِع

    en-Nâfi' — Fayda ve hayrı yaratan

    Esmâ-i Hüsnâ · 92

  • النُّور

    en-Nûr — Âlemleri aydınlatan, nur olan

    Esmâ-i Hüsnâ · 93

  • الْهَادِي

    el-Hâdî — Hidayet veren, doğru yola ileten

    Esmâ-i Hüsnâ · 94

  • الْبَدِيع

    el-Bedî' — Örneksiz, eşsiz güzellikte yaratan

    Esmâ-i Hüsnâ · 95

  • الْبَاقِي

    el-Bâkî — Varlığı sonsuza dek süren

    Esmâ-i Hüsnâ · 96

  • الْوَارِث

    el-Vâris — Her şey yok olduktan sonra baki kalan

    Esmâ-i Hüsnâ · 97

  • الرَّشِيد

    er-Reşîd — Bütün işleri isabetli, kullarını doğruya ulaştıran

    Esmâ-i Hüsnâ · 98

  • الصَّبُور

    es-Sabûr — Cezada acele etmeyen, çok sabırlı

    Esmâ-i Hüsnâ · 99

Bileşeni ekle

iPhone kilit ekranı: kilit ekranına basılı tutun → ÖzelleştirKilit Ekranı→ saatin altındaki alana dokunup Tebliğ'i seçin.

Ana ekran: boş bir yere basılı tutun → sol üstteki + → Tebliğ.

Bileşene uzun basıp Widget'ı Düzenle derseniz hangi türlerin döneceğini seçebilirsiniz. Dar yüzeylerde metin kısalırsa dokunmanız yeter — tamamı bu sayfada açılır.