Bu oturumun anlatı halkaları
Gece yolculuğunun makamı
Resûlullah (s.a.v.) bir gece Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya götürüldü; Mi'râc bu mübarek makamdan başladı. Kur'an, Mescid-i Aksâ'yı 'çevresi bereketli kılınan' mescid olarak anar. Bu yüzden Kudüs ve çevresi, müminin gönlünde herhangi bir şehir değil; vahyin şahitlik ettiği mukaddes bir emanettir.
Kaynak · İsrâ, 17/1 · Diyanet meali; TDV İslâm Ansiklopedisi · Mescid-i Aksâ
İlk kıble, üçüncü harem
Müslümanlar hicretten sonra on altı-on yedi ay boyunca namazlarını Mescid-i Aksâ'ya yönelerek kıldı; kıble sonradan Kâbe'ye çevrildi. Resûlullah (s.a.v.) 'Yolculuk ancak üç mescide yapılır: Mescid-i Harâm, benim şu mescidim ve Mescid-i Aksâ' buyurdu. İlk kıble ve üçüncü harem oluşu, Mescid-i Aksâ'yı bütün ümmetin ortak davası kılar.
Kaynak · Buhârî, Fazlü's-salât 6; Müslim, Hac 511; TDV İslâm Ansiklopedisi · Mescid-i Aksâ
Emannâme ile açılan şehir
Kudüs, Hz. Ömer (r.a.) döneminde savaşsız teslim alındı. Halife şehre bizzat gelerek halkın canına, malına, kilise ve mabetlerine güvence veren emannâmeyi verdi; kimse zorla dininden döndürülmedi. İslam idaresinde Kudüs, asırlar boyunca üç dinin mensuplarının bir arada yaşadığı bir şehir oldu. Adaletle yönetmek, bu emanetin ilk şartıydı.
Kaynak · TDV İslâm Ansiklopedisi · Kudüs
İşgalden fethe: iki farklı ahlâk
1099'da Haçlılar Kudüs'ü işgal etti ve şehir halkını katletti; Mescid-i Aksâ yıllarca asıl hüviyetinden koparıldı. Selâhaddîn-i Eyyûbî 1187 Hıttîn zaferinin ardından şehri teslim aldığında intikam katliamı yapmadı; halka eman verdi ve Mescid-i Aksâ'yı yeniden ibadete açtı. İşgal ile fetih arasındaki fark, güçte değil ahlâktadır.
Kaynak · TDV İslâm Ansiklopedisi · Selâhaddîn-i Eyyûbî; TDV İslâm Ansiklopedisi · Kudüs