Blog’a dön
Ahlâk

Cömertlik ve Cimrilik: Verirken Kurulan Ölçü

Cömertlik, malı elinde tutmakla vermek arasındaki dengeyi kurmaktır. Kur’an bunu bir tohum benzetmesiyle anlatır: Verilen, eksilmez çoğalır. Bu yazı cömertliği, cimriliği ve aradaki ölçüyü kaynaklarıyla ele alıyor.

8 dakika okuma 2 kısa soru · 10 P Tebliğ
Bu yazıda neler var?
  1. 01 Cömertlik nedir?
  2. 02 Tohum benzetmesi
  3. 03 Cimrilik: bir kalp hastalığı
  4. 04 İsrafla farkı
  5. 05 Vermede öncelik sırası
  6. 06 Bugüne düşen pay

Mallarını Allah yolunda harcayanların örneği, her başağında yüz tanenin bulunduğu yedi adet başak çıkaran bir tohum tanesi gibidir.

Bakara 2/261, Kur’an Yolu Meali

Cömertlik nedir?

Cömertlik, elindekini gerektiği yerde ve gerektiği kadar verebilmektir. Ahlâk kaynaklarında “cûd” ve “sehâ” kelimeleriyle anılır; ikisi arasında derece farkı gözetilir.

Bu tanımın iki ucu vardır. Bir uçta cimrilik, diğer uçta israf bulunur. Cömertlik ikisinin ortasındadır; Kur’an bunu “ne büsbütün eli sıkı ol, ne de büsbütün açık tut” diye tarif eder.

Cömertlik yalnız malla da sınırlı değildir. Vakit, ilgi, bilgi ve emek de verilebilecek şeylerdir. Kaynaklarda gülümsemenin sadaka sayılması, bu geniş anlamın en bilinen örneğidir.

Kaynaklarda cömertliğin en yüksek derecesi “îsâr” olarak anılır: Kendisi muhtaçken başkasını tercih etmek. Kur’an, ensarın bu vasfını över ve “kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile başkasını tercih ederler” buyurur. Bu derece herkesten beklenmez; ancak hedefin nereye kadar uzandığını gösterir.

Tebliğ dersiSadaka ve İnfakİnfakın çeşitlerini ve verirken gözetilecek ölçüyü kısa dersle öğren.

Tohum benzetmesi

Bakara sûresindeki âyet, infakı yedi başak veren bir tohuma benzetir; her başakta yüz tane vardır. Bu tasvir, verilen şeyin eksilmediğini aksine çoğaldığını anlatır.

Benzetmenin tohum üzerinden kurulması dikkat çekicidir. Tohum, ancak toprağa gömüldüğünde çoğalır; elde tutulduğunda ise olduğu gibi kalır ve zamanla çürür. Mal da böyledir.

Âyetin sonunda “Allah dilediğine katlayarak verir” denilmesi, karşılığın matematiksel bir hesapla sınırlı olmadığını gösterir. Verilenin miktarı kadar, verilirkenki niyet de belirleyicidir.

Âyetin devamında, verdikten sonra başa kakmanın ve incitmenin sevabı iptal ettiği bildirilir. Yani infakın değeri yalnız miktarla değil, sonrasındaki tavırla da ölçülür. Güzel bir söz ve bağışlamanın, incitilerek verilen bir sadakadan hayırlı olduğu da aynı bölümde belirtilir.

Cimrilik: bir kalp hastalığı

Kur’an cimriliği, kişinin kendi zararına olan bir davranış olarak anlatır. Cimrilik yapanların, sandıklarının aksine kendilerine iyilik etmediği bildirilir; biriktirdikleri şey kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır.

Hadiste ise cimriliğin toplumsal sonucu anlatılır: Önceki toplumları helâk eden şeylerden biri cimriliktir; çünkü cimrilik, insanları kan dökmeye ve haramları helâl saymaya sürüklemiştir.

Ahlâk kaynaklarında cimriliğin kökeni korkuya bağlanır. Kişi geleceğinden emin olmadığı için tutar; tuttukça korkusu artar. Bu döngü, ancak vermeye başlamakla kırılır.

Cimriliğin bir başka biçimi, mal dışındaki şeylerde ortaya çıkar. Bilgisini paylaşmayan, tecrübesini aktarmayan ya da bir teşekkürü esirgeyen kişi de bir tür cimrilik yapar. Kaynaklarda selam vermemek ve güler yüz göstermemek bile bu kapsamda anılmıştır.

Cimrilikten sakının; sizden öncekileri cimrilik helâk etmiştir.

Müslim, Birr 56 — özetle
İlgili blog yazısıSadaka nedir, kimlere verilir?Sadakanın çeşitlerini ve verilecek yerleri ayrıntılı oku.

İsrafla farkı

Cömertlik, elindeki her şeyi dağıtmak değildir. Kur’an, malını saçıp savuranları “şeytanların kardeşleri” diye niteler. Ölçüsüz verme, kişinin kendi ailesini muhtaç bırakabilir.

Hadiste bu denge açıkça kurulur: Sadakanın en hayırlısı, geride yeterli bir şey bırakarak verilendir. Yani infak, kişinin kendini ve bakmakla yükümlü olduklarını riske atmadan yapılır.

Bu ölçü, cömertlik iddiasıyla borçlanmayı da kapsar. Ödeyemeyeceği bir borçla yapılan yardım, hayır değil yeni bir yük üretir. Cömertlik, sürdürülebilir olduğunda anlamlıdır.

Bu ölçü, yardım kampanyalarında da gözetilmelidir. Duygusal bir anda kapasitesinin üstünde taahhüt veren kişi, sonradan ödeyemediğinde hem kendisi zor durumda kalır hem kuruma güvensizlik üretir. Verilebilecek kadarını söz vermek, sonradan telafi etmeye çalışmaktan daha hayırlıdır.

Vermede öncelik sırası

İnfakta bir sıra vardır. Önce kişinin bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri gelir; sonra yakın akrabalar, ardından komşular ve diğer ihtiyaç sahipleri.

Hadiste bu sıra açıkça belirtilir ve aileye harcanan paranın da sadaka olduğu bildirilir. Bu, evine bakan bir insanın zaten sürekli infak hâlinde olduğunu gösterir.

Akrabaya verilen sadakanın iki sevap taşıdığı da bildirilmiştir: Hem sadaka hem sıla-i rahim. Bu yüzden yardım ararken önce en yakın halkaya bakmak, hem daha faydalı hem daha sevaplıdır.

Gizli vermenin ayrı bir değeri vardır. Kur’an, sadakayı açıktan vermenin de gizli vermenin de hayır olduğunu bildirir; ancak gizli verilmesinin daha hayırlı olduğunu ekler. Gizlilik, hem alanın onurunu korur hem vereni riyadan uzak tutar.

  1. Bakmakla yükümlü olduğun aile.
  2. İhtiyaç sahibi yakın akrabalar.
  3. Komşular ve tanıdığın ihtiyaç sahipleri.
  4. Kurumsal ve denetlenebilir hayır kanalları.
  5. Kalıcı fayda üreten sadaka-i câriye alanları.
İlim meclisiTakvaMal ahlâkını ve verirken niyeti oturum oturum çalış.

Bugüne düşen pay

Cömertlik, miktarla değil süreklilikle ölçülüyor. Yılda bir defa yapılan büyük bir bağıştan çok, her ay tekrarlanan küçük bir infak alışkanlık kuruyor.

Bugün için tek bir adım: Gelirinin küçük ve sabit bir oranını belirle ve bu ay ilkini ver. Kimsenin görmediği bir yolla vermek, alışkanlığı en temiz biçimde başlatıyor.

Yazının öğrenme puanı

Okuduklarını iki kısa soruyla pekiştir

Puan durumun hazırlanıyor…

Bu öğrenme puanı yalnız okuma ve tekrar takibidir; sevabı, takvâyı veya ibadetin kabulünü ölçmez.

Daha derine in

Kaynaklar ve devam okumaları

Yazıdaki dinî atıfları, uzmanlık bilgilerini ve konunun ayrıntılarını bu kaynaklardan takip edebilirsin.

Okumaya devam et