Kim Allah’a güzel (karşılık beklemeden) bir borç verirse Allah da bunu kat kat fazlasıyla öder.
Bakara 2/245, Kur’an Yolu Meali
Karz-ı hasen nedir?
Karz, bir malı sonradan aynısını geri almak üzere ödünç vermektir. Başına gelen “hasen” yani güzel sıfatı, bu ödüncün hiçbir fazlalık beklenmeden verildiğini anlatır. Verilen miktar ne ise geri alınan da odur; aradaki fark faiz olur ve akdi bozar.
Kur’an bu davranışı olağanüstü bir dille anlatır: İhtiyacı olan bir kula verilen borç, sanki Allah’a verilmiş gibi kabul edilir. Bu üslûp, karz-ı haseni sıradan bir mâlî işlem olmaktan çıkarıp doğrudan bir ibadet alanına taşır.
Hadiste de sadaka ile karz karşılaştırılır ve borç vermenin sevabının sadakadan bile üstün olabileceği bildirilir. Sebebi şudur: Sadaka isteyene verilir, borç ise çoğu zaman istemekten utanan kişiye verilir ve onun onurunu korur.
Tebliğ dersiSözleşme ve BorçBorç ilişkisinin hükümlerini ve yazılı sözleşmeyi kısa dersle öğren.Borç verirken gözetilecekler
İlk ölçü, hiçbir fazlalık şart koşmamaktır. “Şu kadar süre sonra biraz fazlasıyla ver” demek faizdir; borçlunun kendiliğinden ve şartsız olarak gönül rızasıyla fazla vermesi ise câiz görülmüştür. Aradaki fark, şart koşulup koşulmadığıdır.
İkinci ölçü, borcu başa kakmamaktır. Kur’an, verdiğini başa kakan kimsenin sevabını iptal ettiğini bildirir. Borcu üçüncü kişilere anlatmak, borçluyu topluluk içinde zor durumda bırakmak ve sürekli hatırlatmak bu kapsamdadır.
Üçüncüsü, ödeme gücünü gözetmektir. Geri ödeyemeyeceğini bildiğin bir kişiye borç vermek, ona yardım değil yük olmaktır. Bu durumda doğru olan, miktarı sadaka olarak verip helâl etmektir; böylece hem ihtiyaç görülür hem ilişki zedelenmez.
Yazmak: en uzun âyetin konusu
Kur’an’ın en uzun âyeti olan Bakara sûresinin 282. âyeti, tamamen borcun yazılmasına ayrılmıştır. Vadenin belirlenmesi, kâtip tutulması, şahitlerin bulunması ve yazmaktan üşenilmemesi tek tek anlatılır. Bu ayrıntı düzeyi, meselenin ne kadar ciddiye alındığını gösterir.
Uygulamada en çok yapılan hata, yakınlık sebebiyle yazmamaktır. “Kardeşimden senet mi isteyeceğim” düşüncesi, çoğu zaman ilişkiyi bitiren tartışmaların başlangıcı olur. Yazmak güvensizlik değil, iki tarafı da unutkanlıktan ve ihtilaftan koruyan bir tedbirdir.
Bugün için bu emrin karşılığı basittir: Tutarı, tarihi ve vadeyi içeren kısa bir metin ve iki tarafın onayı. Banka havalesi yapılıyorsa açıklama kısmına “borç” yazmak bile kayıt oluşturur. Küçük bir adım, büyük bir sürtüşmeyi önler.
İlgili blog yazısıBorç alıp vermenin ölçüleriBorç ilişkisinde iki tarafın sorumluluğunu ayrıntılı oku.“Belirli bir vade ile borçlandığınızda bunu yazın; yazmaktan üşenmeyin, az olsun çok olsun vadesiyle birlikte kaydedin.”
Bakara 2/282’nin muhtevası — özetle
Borç alanın sorumluluğu
Borç alan kişinin ilk sorumluluğu, ödeme niyetiyle almaktır. Hadiste, ödeme niyetiyle borç alana Allah’ın yardım edeceği, telef etme niyetiyle alanın ise sıkıntıya düşeceği bildirilir. Niyet, işin görünmeyen ama belirleyici tarafıdır.
İkinci sorumluluk, vadeye riayettir. Ödeme gücü olduğu hâlde borcu geciktirmek hadiste zulüm olarak nitelenmiştir. Erteleme, alacaklıyı istemek zorunda bırakır ve onu da zor duruma sokar.
Üçüncüsü, teşekkür etmektir. Peygamberimiz borcunu ödedikten sonra alacaklısına dua etmiş ve en güzel karşılığın güzel ödeme olduğunu belirtmiştir. Borcun kapanması, ilişkinin de güzel kapanmasıyla tamamlanır.
Enflasyon tartışması
Uzun vadeli borçlarda paranın değer kaybı sık sorulan bir konudur. Klasik görüş, borcun aynı miktar üzerinden ödenmesi yönündedir; çünkü fazlalık şart koşmak faize kapı açar. Bu, karz akdinin temel mantığıdır.
Bununla birlikte çağdaş âlimlerin bir kısmı, aşırı enflasyon dönemlerinde alacaklının ciddi zarara uğramaması için farklı çözümler önermiştir. Borcun altın ya da başka bir ölçüye bağlanması, bu önerilerden biridir ve tartışmalıdır.
Pratik çözüm çoğu zaman şudur: Uzun vadeli ve büyük tutarlı borçlarda karz yerine ortaklık veya vadeli satış gibi başka akitler tercih edilir. Karz-ı hasen, kısa vadeli ve dayanışma amaçlı ihtiyaçlar için en uygun akittir.
İlim meclisiTakvaKazanç ve borç ilişkilerinde Allah bilincini oturum oturum çalış.Ödeyemeyene kolaylık
Kur’an, darlıkta olan borçluya eli genişleyinceye kadar mühlet verilmesini emreder ve alacağı bağışlamanın daha hayırlı olduğunu bildirir. Bu emir, borç ilişkisini insanî bir zemine oturtur.
Hadiste, darda olan borçluya kolaylık gösteren ya da alacağından vazgeçen kimsenin kıyamet gününün sıkıntısından korunacağı müjdelenir. Bu müjde, alacaklıya da bir kazanç yolu açar; tahsil edemediği bir alacak, ecre dönüşebilir.
- Fazlalık şart koşma; şartsız verilen fazlalık ise câizdir.
- Tutarı, tarihi ve vadeyi yaz; yakınlık yazmamanın gerekçesi olamaz.
- Başa kakma, üçüncü kişilere anlatma.
- Ödeme gücü olmayana borç yerine sadaka ver.
- Darda kalana mühlet ver; bağışlaman daha hayırlıdır.
Bugüne düşen pay
Karz-ı hasen, faizsiz bir ekonominin en küçük ve en uygulanabilir birimidir. Bir mahallede birbirine kısa vadeli borç verebilen birkaç aile, çoğu zaman kimsenin faizli krediye ihtiyaç duymamasını sağlar.
Bugün için tek bir adım: Verdiğin ya da aldığın açık bir borç varsa, tutarını ve vadesini bugün yazılı hâle getir. Ayrıca ödeyemeyen biri varsa, ondan istemek yerine mühlet vermeyi düşün.
Okuduklarını iki kısa soruyla pekiştir
Puan durumun hazırlanıyor…
Bu öğrenme puanı yalnız okuma ve tekrar takibidir; sevabı, takvâyı veya ibadetin kabulünü ölçmez.
Kaynaklar ve devam okumaları
Yazıdaki dinî atıfları, uzmanlık bilgilerini ve konunun ayrıntılarını bu kaynaklardan takip edebilirsin.