Allah’ın yardımı gelip fetih gerçekleştiğinde ve insanların akın akın Allah’ın dinine girdiğini gördüğünde; rabbine hamdederek şanının yüceliğini dile getir ve O’ndan af dile.
Nasr 110/1-3, Kur’an Yolu Meali
Fethe giden yol
Hudeybiye Antlaşması, taraflara istedikleri kabilelerle ittifak kurma serbestliği tanımıştı. Antlaşmanın sekizinci yılında, Mekke tarafıyla ittifak hâlindeki bir kabilenin, Müslümanlarla müttefik bir kabileye saldırması antlaşmanın bozulmasına yol açtı.
Peygamberimiz, antlaşmanın yenilenmesi için gelen heyeti geri çevirdi ve hazırlığa başladı. Yaklaşık yirmi bin kişilik bir orduyla Mekke’ye yürüdü. Yol boyunca gizlilik korundu; amaç savaşmak değil, çatışmaya fırsat vermeden şehri teslim almaktı.
Yola çıkmadan önce alınan bir tedbir de haberin sızmasını engellemekti. Bir sahâbînin Mekke’ye mektup göndermeye çalışması üzerine yaşananlar, Mümtehine sûresinin ilk âyetlerinin inmesine sebep oldu. Olayın ardından o kişinin geçmişteki hizmetleri hatırlatılarak affedilmesi, fethin genel havasını önceden haber veren bir işaret sayılır.
Tebliğ dersiMekke’nin FethiFetih sürecini ve sonrasını kısa bir dersle öğren.Şehre girerken
Ordu Mekke’ye dört koldan girdi ve neredeyse hiç direnişle karşılaşmadı. Peygamberimizin devesinin üzerinde, başı öne eğik biçimde şehre girdiği nakledilir. Bu duruş, zafer kazanmış bir komutanın değil; kendisine verilen nimetin ağırlığını hisseden bir kulun duruşudur.
O gün bazı kimselerin “Bugün intikam günüdür” dediği aktarılır. Peygamberimiz bu sözü düzelterek “Bugün merhamet günüdür” demiştir. Fethin ruhunu belirleyen cümle budur; şehre giriş biçimi de bu cümleye uygun olmuştur.
Şehre girmeden önce orduya verilen talimatlar da açıktır: Kaçana dokunulmayacak, yaralı öldürülmeyecek, silahını bırakan güvende olacak. Ayrıca Ebû Süfyân’ın evine sığınanların ve Kâbe’ye giren herkesin güvende olduğu ilan edildi. Böylece teslim olmak için birden fazla kapı bırakılmış oldu.
Genel af ilanı
Kâbe’nin yanında toplanan Mekkelilere Peygamberimiz “Benim size ne yapacağımı sanıyorsunuz?” diye sordu. “Sen kerem sahibi bir kardeşsin” cevabını alınca, kendisine yıllarca eziyet etmiş bu topluluğa Hz. Yûsuf’un kardeşlerine söylediği sözü hatırlatarak karşılık verdi: Bugün size kınama yok, gidin hepiniz serbestsiniz.
Bu af, savaş hukukunun o günkü uygulamalarıyla karşılaştırıldığında olağanüstüdür. Şehrin ileri gelenlerinin çoğu affedildi ve zamanla İslâm’a girdi. Kaynaklarda yalnız çok sınırlı sayıda kişinin istisna tutulduğu; onların da bir kısmının sonradan affedildiği nakledilir.
Affın kapsamı, o günün savaş teamülleri düşünüldüğünde daha iyi anlaşılır. Fethedilen bir şehrin halkının köleleştirilmesi, mallarının ganimet sayılması ve ileri gelenlerinin cezalandırılması olağan sayılıyordu. Mekke’de bunların hiçbiri yapılmadı; evler dokunulmaz sayıldı, mallar sahiplerinde kaldı. Uzun yıllar Müslümanlara işkence etmiş isimlerin sonradan ordu komutanlığına kadar yükselmesi, affın gerçekten uygulandığını gösteren en somut delildir.
İlim meclisiSünnet-i SeniyyePeygamberimizin güç elindeyken takındığı tavrı oturum oturum çalış.“Bugün merhamet günüdür.”
Mekke’nin fethinde Peygamberimizin ifadesi — siyer kaynakları
Kâbe’nin putlardan temizlenmesi
Fethin ardından Kâbe’nin içindeki ve çevresindeki putlar kaldırıldı. Bu sırada “Hak geldi, bâtıl yok oldu; zaten bâtıl yok olmaya mahkûmdur” âyeti okundu. Kâbe, Hz. İbrâhim’in inşa ettiği asıl amacına, yalnız Allah’a kulluk edilen bir mâbet olmaya döndürüldü.
Aynı gün Bilâl-i Habeşî’nin Kâbe’nin üzerinde ezan okuması, siyerin sembol sahnelerinden biridir. Yıllarca köle olarak işkence görmüş bir insanın, şehrin en yüksek noktasında ezan okuması; İslâm’ın kurduğu yeni ölçüyü tek bir görüntüde anlatır.
Fetihten sonra Kâbe’nin anahtarının eski görevlisine geri verilmesi de ayrıca kaydedilir. Anahtarın kendisine verilmesini isteyenler olduğu hâlde, görev asıl sahibine iade edildi ve bu görevin kıyamete kadar o ailede kalacağı bildirildi. Emanetin ehline verilmesini emreden âyetin bu olayla ilişkilendirilmesi, fethin bir yağma değil bir düzen kurma hareketi olduğunu gösterir.
Fethin anlamı
Mekke’nin fethi, bir şehrin el değiştirmesinden ibaret değildir. Arap yarımadasında İslâm’ın önündeki en büyük siyasî engel kalkmış, kabileler akın akın Müslüman olmaya başlamıştır. Nasr sûresi tam da bu tabloyu anlatır.
Sûrenin dikkat çekici yanı, zaferin ardından verilen emirdir: Hamd et ve af dile. Zafer anında bile istiğfarın emredilmesi, başarının insanı kibre sürükleme ihtimaline karşı konulmuş bir dengedir. Kaynaklarda bu sûrenin, Peygamberimizin vefatının yaklaştığına işaret sayıldığı da nakledilir.
Fethin ardından Mekke’de kalınmaması da anlamlıdır. Peygamberimiz şehri yönetecek birini görevlendirip Medine’ye döndü. Doğduğu şehri geri almış olmasına rağmen orada yerleşmemesi, hicretin bir kaçış değil bir tercih olduğunu ve davanın bir mekâna bağlı olmadığını gösterir.
İlgili blog yazısıAffetmek nedir?Affın dindeki yerini ve nasıl uygulanacağını ayrıntılı oku.Bugüne düşen pay
Fethin asıl dersi, güç eline geçtiğinde ne yaptığındır. İnsanın ahlâkı, zayıfken değil güçlüyken belli olur. Mekke’nin fethi, yirmi yıllık eziyetin karşılığının af olarak verildiği bir örnektir.
Bugün için tek bir adım: Sana haksızlık etmiş ve şu an karşılık verebileceğin biri var mı, düşün. Karşılık vermemeye karar vermek, fethin ruhunu bugüne taşımanın en doğrudan yoludur.
Okuduklarını iki kısa soruyla pekiştir
Puan durumun hazırlanıyor…
Bu öğrenme puanı yalnız okuma ve tekrar takibidir; sevabı, takvâyı veya ibadetin kabulünü ölçmez.
Kaynaklar ve devam okumaları
Yazıdaki dinî atıfları, uzmanlık bilgilerini ve konunun ayrıntılarını bu kaynaklardan takip edebilirsin.