Blog’a dön
Gündelik Fıkıh

Yemin Kefareti Nasıl Ödenir? Yeminin Çeşitleri ve Hükümleri

“Bir daha yaparsam Allah’ın belasını vereyim”, “Yemin ederim gitmeyeceğim” gibi sözler günlük hayatta çok kolay kuruluyor. Sonra da soru geliyor: Bozarsam ne olur? Bu yazı yeminin çeşitlerini, kefaretin nasıl ödendiğini ve pratikte en çok sorulan durumları topluyor.

8 dakika okuma 2 kısa soru · 10 P Tebliğ
Bu yazıda neler var?
  1. 01 Yemin nedir, neyle olur?
  2. 02 Üç çeşit yemin
  3. 03 Kefaret nasıl ödenir?
  4. 04 Oruç seçeneği ne zaman devreye girer?
  5. 05 Sık sorulan durumlar
  6. 06 Bugüne düşen pay

Allah sizi kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden ötürü sorumlu tutmaz, fakat bilerek ettiğiniz yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar.

Mâide 5/89, Kur’an Yolu Meali

Yemin nedir, neyle olur?

Yemin, bir sözü Allah’ın adını ya da bir sıfatını anarak pekiştirmektir. “Vallahi”, “billahi”, “Allah’ın izzetine yemin olsun ki” gibi ifadeler yemin sayılır. İslâm’da Allah’tan başkası adına yemin edilmez; anne baba, şeref, namus ya da bir kutsal üzerine yemin dinen geçerli bir yemin değildir ve hoş görülmemiştir.

Kur’an, yemini hafife almamayı ve yeminleri koruyup gözetmeyi emreder. Yani mesele sadece kefaret hesabı değildir; ağzından kolayca yemin çıkan bir dil, sözünün ağırlığını kaybeder. Fıkıh kitapları bu yüzden gereksiz yere yemin etmeyi mekruh sayar.

Günlük dilde sıkça kullanılan “Kur’an çarpsın”, “iki gözüm kör olsun”, “çocuklarımın canı üzerine” gibi ifadeler dinen yemin sayılmaz; bunlar dilin ağırlaştırılmış ifadeleridir ve kullanılması doğru değildir. Bir sözü kuvvetlendirmek için başka insanların ya da kutsalların üzerine ant içmek, İslâm’ın hoş görmediği bir alışkanlıktır.

Tebliğ dersiMükellefin FiilleriFarz, vâcip ve mekruh gibi kavramları kısa bir dersle öğren.

Üç çeşit yemin

Fıkıh kitapları yemini üçe ayırır ve kefaret yalnız bir çeşidinde gerekir. Bu ayrımı bilmek, gereksiz vicdan yükünden de kurtarır.

  1. Yemîn-i lağv: Doğru sandığı bir şey için yanılarak edilen yemin. Günah da kefaret de gerekmez.
  2. Yemîn-i gamûs: Bile bile yalan üzerine edilen yemin. Büyük günahtır; kefaretle telafi edilmez, tövbe ve varsa hak sahibinin hakkını ödemek gerekir.
  3. Yemîn-i mün‘akide: Gelecekte bir şeyi yapmaya ya da yapmamaya dair edilen yemin. Bozulursa kefaret gerekir.

Kefaret nasıl ödenir?

Kefaretin ölçüsü Mâide sûresinde açıkça bildirilir. Üç seçenekten biri tercih edilir: On fakiri doyurmak, on fakiri giydirmek ya da bir köle âzat etmek. Köle âzadı bugün için geçerli bir seçenek olmadığından pratikte ilk ikisi uygulanır.

Doyurmanın ölçüsü, kişinin ailesine yedirdiği ortalama yemektir. Uygulamada bu, on fakire birer günlük iki öğün yemek ya da bunun parasal karşılığı olarak yerine getirilir. Diyanet, her yıl açıkladığı fitre miktarını bu hesapta ölçü olarak kullanır. Giydirmede ise vücudun büyük kısmını örtecek bir giysi esas alınır.

Kefaretin on ayrı kişiye verilmesi esastır; Hanefî mezhebine göre tamamı tek bir fakire verilecekse on ayrı günde verilmesi gerekir. Kefaret, zekât verilebilecek kimselere verilir; kişinin bakmakla yükümlü olduğu anne baba, eş ve çocuklarına verilmesi câiz değildir. Verirken bunun kefaret olduğunu söylemek şart değildir, niyet yeterlidir.

Bunun da kefâreti, ailenize yedirdiğinizin ortalama seviyesinden on fakire yedirmek yahut onları giydirmek ya da bir köle âzat etmektir. Buna imkânı olmayan ise üç gün oruç tutmalıdır.

Mâide 5/89, Kur’an Yolu Meali

Oruç seçeneği ne zaman devreye girer?

Âyet, bu üç seçeneğe imkânı olmayan kişi için üç gün oruç tutmayı bildirir. Buradaki sıra önemlidir: Oruç, tercih edilen ilk yol değil, imkânsızlık hâlinde başvurulan yoldur. Maddî durumu yeten kişinin doğrudan oruca geçmesi uygun görülmez.

Hanefî mezhebine göre bu üç gün oruç peş peşe tutulur. Kefaret orucuna geceden niyet edilir. Ramazan orucu, kaza orucu ya da başka bir nafile niyetiyle birleştirilemez; kefaret niyetiyle müstakil tutulması gerekir.

İlim meclisiTakvaSözün ve niyetin ağırlığını Allah bilinci üzerinden çalış.

Sık sorulan durumlar

En sık gelen soru şudur: “Yemin ettiğim şeyi yapmak daha hayırlıysa ne olur?” Peygamberimizin cevabı nettir: Hayırlı olanı yap, sonra yemininin kefaretini ver. Yani yemin, bir insanı iyilikten alıkoyan bir zincir değildir.

İkinci sık soru adakla karışmasıdır. Adak, bir şey gerçekleşirse ibadet cinsinden bir şey yapmayı üstlenmektir ve hükmü farklıdır. Üçüncüsü, aynı konuda tekrar tekrar edilen yeminlerdir; Hanefî mezhebine göre her bozulan yemin için ayrı kefaret gerekir. Bu yüzden en iyi çözüm, yemini ağızdan kolayca çıkarmamaktır.

Öfke anında edilen yeminler de sık sorulur. Öfkeliyken bilerek edilen yemin geçerlidir ve bozulursa kefaret gerekir; çünkü kişi ne söylediğinin farkındadır. Buna karşılık ne dediğini bilmeyecek kadar aklı örtülmüş bir hâlde söylenen sözler yemin sayılmaz. Kızgınlıkla kurulan cümlelerin sonradan uzun bir yük hâline gelmesi, dilin en pahalı hatalarından biridir.

Bugüne düşen pay

Yemin meselesinin asıl konusu kefaret hesabı değil, sözün ağırlığıdır. Allah’ın adını şahit tutarak konuşan bir insan, o sözün arkasında durmayı da göze almış olur. Kefaret, hatanın telafisidir; hedef ise hataya hiç düşmemektir.

Bugün için tek bir adım: Bir hafta boyunca konuşmalarını gözle ve “vallahi” demeden cümle kurmayı dene. Sözün, arkasına yemin koymadan da güvenilir olmalı.

İlgili blog yazısıAdak kurbanı nedir?Adağın hükmünü, yeminden farkını ve etinin dağıtımını ayrıntılı oku.
Yazının öğrenme puanı

Okuduklarını iki kısa soruyla pekiştir

Puan durumun hazırlanıyor…

Bu öğrenme puanı yalnız okuma ve tekrar takibidir; sevabı, takvâyı veya ibadetin kabulünü ölçmez.

Daha derine in

Kaynaklar ve devam okumaları

Yazıdaki dinî atıfları, uzmanlık bilgilerini ve konunun ayrıntılarını bu kaynaklardan takip edebilirsin.

Okumaya devam et