Senden önce de ancak kendilerine vahiy indirdiğimiz kişileri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız bilgi sahibi olanlara sorun.
Nahl 16/43, Kur’an Yolu Meali
Mezhep ne demek?
Mezhep sözlükte “gidilen yol” anlamına gelir. Terim olarak, bir âlimin Kur’an ve sünnetten hüküm çıkarırken izlediği yöntemi ve bu yöntemle ulaştığı görüşler bütününü ifade eder. Yani mezhep yeni bir din değil, dinin anlaşılma biçimidir.
İkiye ayrılır: İnanç esaslarıyla ilgilenen itikadî mezhepler (Mâtürîdiyye, Eş‘ariyye) ve ibadet ile günlük hayatın hükümleriyle ilgilenen amelî yani fıkhî mezhepler (Hanefî, Mâlikî, Şâfiî, Hanbelî). Türkiye’de yaygın çizgi, itikatta Mâtürîdî, amelde Hanefîdir.
Tebliğ dersiMükellefin FiilleriFarz, vâcip, sünnet, mekruh ve haram kavramlarını kısa dersle öğren.Neden farklı görüşler ortaya çıktı?
Kur’an ve sünnet tektir; farklılık bunların anlaşılmasında ortaya çıkar. Bazı âyet ve hadisler birden çok anlama gelebilecek yapıdadır. Bir kelimenin kapsamı, bir emrin bağlayıcılık derecesi ya da bir rivayetin sıhhati âlimden âlime farklı değerlendirilebilir.
İkinci sebep coğrafyadır. Hadisler bütün bölgelere aynı anda ulaşmadı; bir hadis Medine’de bilinirken Kûfe’de bilinmiyor olabiliyordu. Üçüncü sebep, hakkında açık nas bulunmayan yeni meselelerdir; bunlarda kıyas, örf ve maslahat gibi yöntemler devreye girer ve bu yöntemlerin ağırlığı mezhepten mezhebe değişir.
- Nasların birden çok anlama açık olması.
- Rivayetlerin her bölgeye aynı anda ulaşmaması.
- Rivayetlerin sıhhat değerlendirmesindeki farklar.
- Hakkında açık hüküm bulunmayan yeni meseleler.
- Bölgesel örf ve şartların hükme yansıması.
Dört mezhep imamı kimlerdir?
Ebû Hanîfe (ö. 150/767) Kûfe’de yetişti; meseleleri talebeleriyle tartışarak çözmesi ve reyi sistemli kullanmasıyla tanınır. İmam Mâlik (ö. 179/795) Medine’de yaşadı; Medine halkının uygulamasına özel bir değer verdi. İmam Şâfiî (ö. 204/820) fıkıh usulünü ilk defa sistemli biçimde yazıya geçirdi. Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855) ise hadise bağlılığıyla öne çıktı.
Dördü de birbirinin talebesi ya da çağdaşıdır ve birbirlerini saygıyla anmışlardır. Hiçbiri “benim mezhebim” diye bir yapı kurmamış; mezhepler, talebeleri tarafından görüşlerin derlenmesiyle oluşmuştur. İmamların meşhur sözü bu tavrı özetler: “Sahih hadis benim mezhebimdir.”
Dört mezhebin dışında da mezhepler kurulmuş, fakat zamanla takipçisi kalmamıştır. Evzâî, Süfyân es-Sevrî ve Taberî gibi âlimlerin görüşleri kaynaklarda anılmaya devam eder. Bugün dört mezhebin yaşıyor olması, onların diğerlerinden üstün ilan edilmesinden değil; görüşlerinin talebeleri eliyle sistemli biçimde yazıya geçirilip nesillere aktarılmış olmasındandır.
İlim meclisiİmam GazzâlîBir âlimin ilimle kurduğu ilişkiyi oturum oturum tanı.Mezhep farkı neyi değiştirir, neyi değiştirmez?
Mezhepler arasındaki fark, dinin temellerinde değil ayrıntılarındadır. Allah’a iman, namazın farz oluşu, orucun ramazanda tutulacağı, zekâtın verileceği gibi esaslarda mezhepler arasında ihtilaf yoktur. Fark, uygulamanın nasıl olacağıyla ilgilidir.
Örnek vermek gerekirse: Abdesti bozan durumların kapsamı, namazda Fâtiha’nın imam arkasında okunup okunmayacağı, vitrin vâcip mi sünnet mi olduğu gibi konularda görüşler farklılaşır. Bu farklar ibadeti geçersiz kılmaz; her mezhebin kendi içinde tutarlı bir delil zinciri vardır.
Bu yüzden farklı mezheplere mensup Müslümanlar aynı safta namaz kılabilir, birbirlerinin arkasında imamlık yapabilir. Mekke ve Medine’de her yıl milyonlarca insanın aynı imamın arkasında namaz kılması bunun en görünür örneğidir. Mezhep farkı bir ayrılık işareti değil, aynı kaynaktan beslenen yorum zenginliğidir.
Bir mezhebe uymak zorunlu mu?
Kendisi doğrudan âyet ve hadisten hüküm çıkaracak ilmî donanıma sahip olmayan kişi, bu donanıma sahip birine uyar. Buna “taklit” denir ve Nahl sûresindeki “bilmiyorsanız bilenlere sorun” emrinin gereğidir. Bir mezhebe bağlı olmak, işte bu uymanın düzenli hâlidir.
Bununla birlikte kişi bir mezhebe ömür boyu hapsolmuş değildir. Meşru bir ihtiyaç ya da zorluk durumunda başka bir mezhebin görüşüyle amel etmek câizdir. Fakat bu, her meselede işine geleni seçip birleştirmek anlamına gelmez; âlimler bu keyfî derlemeyi (telfik) hoş görmemiştir. Ölçü ihtiyaç ve tutarlılıktır.
“Bir konuda yeterli bilgiye sahip olmayanların, o hususta ehil olanlara yani konunun uzmanlarına sorması gerekir.”
Kur’an Yolu Tefsiri, Nahl 16/43 — özetle
İhtilafa bakarken edep
Mezhep meselesinin en çok zarar veren yanı, bilgi düzeyindeki bir farkın kimlik kavgasına dönüşmesidir. “Benim mezhebim doğru, ötekiler yanlış” dili ilim değil taassuptur. Klasik kaynaklarda mezhep imamlarının birbirinin arkasında namaz kıldığı, görüş ayrılıklarını saygıyla karşıladığı nakledilir.
Diğer uç ise “mezhep gereksizdir, herkes kendi okuduğundan hüküm çıkarsın” anlayışıdır. Bu tutum, on dört asırlık birikimi görmezden gelir ve donanımı olmayan kişiyi kendi hevesinin fetva makamı hâline getirir. Sağlıklı olan orta yol, ehline sormak ve farklı görüşü peşinen suçlamamaktır.
İlgili blog yazısıBir hadisin sahih olduğu nasıl anlaşılır?Rivayetlerin nasıl değerlendirildiğini ve senedin ne işe yaradığını oku.Bugüne düşen pay
Mezhep, dini zorlaştırmak için değil, kaynaklardan hüküm çıkarma işini ehline bırakmak için vardır. Bir soruyu doğru adrese sormak, cevabı internette rastgele aramaktan hem daha güvenli hem daha huzurludur.
Bugün için tek bir adım: Zihnindeki bir fıkhî soruyu not et ve cevabını Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu’nun yayımladığı fetvalardan ara. Cevabın hangi delile dayandığına da bak; mezhep meselesi asıl orada anlaşılır.
Okuduklarını iki kısa soruyla pekiştir
Puan durumun hazırlanıyor…
Bu öğrenme puanı yalnız okuma ve tekrar takibidir; sevabı, takvâyı veya ibadetin kabulünü ölçmez.
Kaynaklar ve devam okumaları
Yazıdaki dinî atıfları, uzmanlık bilgilerini ve konunun ayrıntılarını bu kaynaklardan takip edebilirsin.
